26 - Suara |
| |
|
Bismillahirrahmanirrahim |
| |
| |
| 1 | Tâ, Sîn, Mîm. |
| |
| 2 | Bunlar sana o apaçık Kitab'ın ayetleridir! |
| |
| 3 | Onlar iman etmeyecekler diye, neredeyse sen kendine kıyacaksın. |
| |
| 4 | Dilersek üzerlerine gökten bir ayet (mucize) indiriveririz de ona boyunları eğile kalır. |
| |
| 5 | Bununla beraber Rahman'dan kendilerine yeni bir öğüt gelmiyor ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar. |
| |
| 6 | Evet, yalanlamaktalar; fakat onlara alay edip durdukları şeyin dehşet veren haberleri gelecektir. |
| |
| 7 | Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz onda her güzel çiftten nice bitkiler bitirmişiz. |
| |
| 8 | Şüphesiz ki, bunda mutlak bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi. |
| |
| 9 | Şüphesiz ki, Rabbin, gerçekten güçlü, çok merhametlidir. |
| |
| 10 | Bir vakit Rabbin Musa'ya şöyle seslendi: "Git o zalim kavme!" |
| |
| 11 | "Firavun kavmine, artık sakınmayacaklar mı!" |
| |
| 12 | (Musa) dedi ki:"Ya Rab, doğrusu korkarım ki, beni yalanlarlar; |
| |
| 13 | ve göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Harun'a da peygamberlik ver! |
| |
| 14 | Bir de onlara karşı suçluyum; ondan dolayı beni öldürürler diye korkarım. |
| |
| 15 | (Allah) "Hayır" (endişe etme), "haydi ikiniz ayetlerimizle gidin; muhakkak Biz sizinle beraberiz (olup bitenleri) dinliyoruz, |
| |
| 16 | haydin Firavun'a varın da deyin ki: "İnan ki biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; |
| |
| 17 | İsrail oğullarını bizimle beraber salıver." |
| |
| 18 | (Firavun) dedi ki: "A! Biz seni çocukken bizde büyütmedik mi? ömrünün bir çok yıllarını aramızda geçirdin; |
| |
| 19 | -hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!" |
| |
| 20 | (Musa) dedi ki: "O işi o zaman yaptım, şaşkınlardandım. |
| |
| 21 | Sizden korkunca da aranızdan kaçtım; derken Rabbim bana hüküm lütfetti ve beni peygamberlerden kıldı. |
| |
| 22 | O başıma kaktığın nimet de İsrail oğullarını kul köle edinmiş olmandır!" |
| |
| 23 | Firavun: "Alemlerin Rabbi de ne demek?" dedi. |
| |
| 24 | (Musa): "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir; eğer gerçeği kesin olarak görüyorsanız."dedi. |
| |
| 25 | (Firavun) etrafındakilere: "Dinlemez misiniz?" dedi. |
| |
| 26 | (Musa): "O, sizin Rabbiniz ve daha önceki atalarınızın Rabbidir dedi. |
| |
| 27 | (Firavun): "Size gönderilen elçiniz mutlaka delidir." dedi. |
| |
| 28 | (Musa): "O, doğunun, batının ve bunların arasındaki herşeyin Rabbidir, eğer düşünüyorsanız." dedi. |
| |
| 29 | (Firavun): "Andolsun ki, eğer benden başkasını tanrı edinirsen, seni kesinlikle zindana kapatılmışlardan ederim?" dedi. |
| |
| 30 | (Musa Firavun'a): "Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?" dedi. |
| |
| 31 | (Firavun): "Haydi onu getir bakayım, doğrulardan isen" dedi. |
| |
| 32 | Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi; |
| |
| 33 | bir de elini (koynundan) çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi. |
| |
| 34 | (Firavun) etrafındaki topluluğa: "Bu gerçekten bilgiç bir sihirbaz! |
| |
| 35 | Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?" dedi. |
| |
| 36 | Dediler ki: "Bunu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere de toplayıcılar gönder; |
| |
| 37 | bütün bilgiç sihirbazları getirsinler!" |
| |
| 38 | Böylece tesbit edilen bir günün belli bir vaktinde sihirbazlar toplandılar |
| |
| 39 | ve halka: "Siz de toplanır mısınız?" denildi. |
| |
| 40 | "şayet üstün gelirlerse, herhalde bizler sihirbazlara uyacağız." dediler. |
| |
| 41 | Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Şayet biz galip gelirsek, bize muhakkak bir mükafat vardır değil mi?" dediler. |
| |
| 42 | (Firavun): "Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan olacaksınız." dedi. |
| |
| 43 | Musa onlara: "Siz ne atacaksanız atın!" dedi. |
| |
| 44 | Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: "Firavun'un yüceliği hakkı için şüphesiz biz üstün geleceğiz." dediler. |
| |
| 45 | Musa da asasını (yere) koyuverdi, bir de ne görsünler, onlar her ne dolap çeviriyorlarsa (bütün uydurduklarını) yutuyor. |
| |
| 46 | Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar; |
| |
| 47 | "İman ettik alemlerin Rabbine; |
| |
| 48 | Musa ve Harun'un Rabbine!" dediler. |
| |
| 49 | (Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz! Anlaşıldı ki, o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! O halde kesinlikle yakında anlayacaksınız;çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi muhakkak çarmıha gerdireceğim!" |
| |
| 50 | (Büyücüler) dediler ki: "Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize döneceğiz. |
| |
| 51 | Herhalde biz mü'minlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz. |
| |
| 52 | Musa'ya şunu vahyettik: "Kullarımı geceleyin yürüt (yola çıkar); çünkü takip edileceksiniz." |
| |
| 53 | Firavun da şehilere asker toplayıcılar gönderdi; |
| |
| 54 | "Bunlar, şüphe yok ki küçük ve önemsiz bir toplulukturlar; |
| |
| 55 | fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar; |
| |
| 56 | biz ise uyanık ve tedbirli topluluk bulunuyoruz." diyordu. |
| |
| 57 | Böylece Biz onları bahçelerden, pınarlardan, |
| |
| 58 | hazinelerden ve güzel makamlardan çıkardık. |
| |
| 59 | ve onlan İsrail oğullarına miras kıldık |
| |
| 60 | Derken (Firavun ve askerleri) güneş doğmuştu ki, arkalarına düştüler. |
| |
| 61 | İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler. |
| |
| 62 | Musa): "Hayır! asla! Rabbim muhakkak benimledir, bana yolunu gösterecektir" dedi. |
| |
| 63 | Bunun üzerine Musa'ya: "Vur asan ile denize." diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca birdağ oluverdi, |
| |
| 64 | ötekileri de buraya yanaştırmıştık. |
| |
| 65 | Musa'yı ve beraberindekileri tamamen kurtardık, |
| |
| 66 | sonra da ötekileri boğduk. |
| |
| 67 | Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; fakat çokları inanmadı. |
| |
| 68 | Ve şüphesiz ki Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir. |
| |
| 69 | Onlara İbrahim'in kıssasını da oku! |
| |
| 70 | O bir vakit babasına ve kavmine: "Siz neye tapıyorsunuz?" dedi. |
| |
| 71 | "Bir takım putlara taparız da, onlar sayesinde toplanırız." dediler. |
| |
| 72 | İbrahim) dedi. Dua ettiğiniz vakit onlar işitirler mi; |
| |
| 73 | veya size bir fayda yahut bir zarar verirler mi?" |
| |
| 74 | "Hayır, biz atalarımızı böyle yaparken bulduk." dediler. |
| |
| 75 | (İbrahim) dedi ki: "Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz? |
| |
| 76 | İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?" |
| |
| 77 | Onların hepsi benim düşmanımdır; alemlerin Rabbi hariç; |
| |
| 78 | O ki, beni yarattı, sonra da bana o doğru yolu gösterir; |
| |
| 79 | O ki, beni yedirir, içirir. |
| |
| 80 | Hastalandığım zaman O bana şifa verir. |
| |
| 81 | O ki, beni öldürür, sonra beni yine diriltir. |
| |
| 82 | Ve O ki, ceza gününde günahlarımı bağışlamasını ümit ederim. |
| |
| 83 | Ya Rab, bana bir hüküm ver ve beni iyiler zümresine kat!" |
| |
| 84 | "Ve bana gelecekler içinde güzel bir nam tahsis eyle! |
| |
| 85 | Ve beni Naim cennetinin varislerinden eyle! |
| |
| 86 | Babamı da bağışla; çünkü o yanlış gidenlerdendir. |
| |
| 87 | Yaratıkların diriltilecekleri gün, beni utandırma, |
| |
| 88 | O gün ki, ne mal fayda verir, ne oğullar! |
| |
| 89 | ncak Allah'a temiz bir kalp ile varan başka!" |
| |
| 90 | Cennet takva sahiplerine yaklaştırılmıştır. |
| |
| 91 | Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır. |
| |
| 92 | Ve bunlara: "Hani nerede o taptıklarınız, |
| |
| 93 | Allah'tan başka; nasıl size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarıyorlar mı?" denilmekte. |
| |
| 94 | Ve arkasından hep onlar ve azgınlar o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar. |
| |
| 95 | Ve bütün o iblis orduları. |
| |
| 96 | onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler: |
| |
| 97 | "Vallahi biz, doğrusu açık bir sapıklık içindeymişiz. |
| |
| 98 | Çünkü sizi alemlerin Rabbi seviyesinde tutuyorduk. |
| |
| 99 | Ve bizi hep o suçlular şaşırmıştı. |
| |
| 100 | Bak şimdi bizim için ne şefaatçiler var, |
| |
| 101 | ne de sadık bir dost! |
| |
| 102 | Bari bizim için geriye (dünyaya) dönme imkanı olsaydı da, mü'minlerden olsaydık." |
| |
| 103 | Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır;öyle iken çoğu inanmadı. |
| |
| 104 | Ve şüphesiz ki, Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir. |
| |
| 105 | Nuh kavmi, gönderilen peygamberleri yalanladı, |
| |
| 106 | kardeşleri Nuh onlara şöyle dediği vakit:"Siz Allah' tan korkmaz mısınız? |
| |
| 107 | Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. |
| |
| 108 | Gelin Allah'tan korkun, bana itaat edin! |
| |
| 109 | Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir. |
| |
| 110 | Gelin Allah'tan korkun, bana itaat edin!" |
| |
| 111 | "A! Senin ardına hep o reziller düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?" dediler. |
| |
| 112 | (Nuh) "Benim onları ne yaptıklarına dair ne bilgim olabilir? |
| |
| 113 | Sizin şuurunuz olsa onların hesabının ancak Rabbime ait olduğunu bilirdiniz. |
| |
| 114 | Hem ben iman edenleri kovmaya me'mur değilim. |
| |
| 115 | Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." dedi. |
| |
| 116 | Dediler ki: "Ey Nuh, eğer vazgeçmezsen, kesinlikle taşlanmışlardan olacaksın!" |
| |
| 117 | Nuh): "Ey Rabbim, anlaşıldı ki, kavmim beni yalanladılar. |
| |
| 118 | Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de,beni ve beraberimdeki müminleri kurtar!" dedi. |
| |
| 119 | Bunun üzerine Biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık. |
| |
| 120 | Sonra da arkasında kalanları boğuverdik. |
| |
| 121 | Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır; öyle iken çoğu iman etmedi. |
| |
| 122 | Ve şüphesiz ki Rabbin, çok güçlü, çok merhametlidir. |
| |
| 123 | Ad (kavmi de) gönderilen peygamberleri yalanladı. |
| |
| 124 | Kardeşleri Hud o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? |
| |
| 125 | Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. |
| |
| 126 | Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin! |
| |
| 127 | Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir. |
| |
| 128 | -Siz her tepeye bir alamet bina edip eğlenir durur musunuz? |
| |
| 129 | Ebedi kalacakmışsınız gibi bir takım sanayiler ediniyorsunuz. |
| |
| 130 | Hem tuttuğunuz vakit, merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz. |
| |
| 131 | Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin. |
| |
| 132 | O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri verdi. |
| |
| 133 | Size davarlar, oğullar, cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar verdi. |
| |
| 134 | "Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir." |
| |
| 135 | Cidden ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum." |
| |
| 136 | Dediler ki: "Sen ha öğüt vermişsin, ha öğüt verenlerden olmamışsın, bizce birdir. |
| |
| 137 | Bu sadece eskilerin adetidir |
| |
| 138 | Biz azaba uğratılacak değiliz." |
| |
| 139 | O'nu yalanladılar; Biz de kendilerini helak ediverdik. Şüphesiz bunda mutlak bir ibret vardır, ama çokları iman etmedi. |
| |
| 140 | Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok göçlü ve çok merhametlidir. |
| |
| 141 | Semüd (kavmi) de gönderilen peygamberleri yalanladı. |
| |
| 142 | Kardeşleri Salih o zaman onlara şöyle demişti : "Allah'tan korkmaz mısınız? |
| |
| 143 | Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. |
| |
| 144 | Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin. |
| |
| 145 | Buna karşı ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir. |
| |
| 146 | Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız: |
| |
| 147 | cennetler, pınarlar, |
| |
| 148 | salkımları sarkmış hurmalar, ekinler içinde? |
| |
| 149 | Ki bir de dağlardan keyifli keyifli evler yontuyorsunuz? |
| |
| 150 | Gel'" Allah'tan korkun da bana itaat edın. |
| |
| 151 | -İtaat etmeyin o kimselere |
| |
| 152 | ki, yeryüzünü fesada verirler de ıslah etmezler." |
| |
| 153 | Dediler: "Sen iyice büyülenmişlerden birisisin; |
| |
| 154 | Sen de bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin; haydi bir ayet (mucize) getir, eğer doğru konuşanlardan isen!" |
| |
| 155 | (Salih): "İşte (o mucize) bir dişi deve; su hakkı bir (gün) ona, belli bir günün su hakkı da size; |
| |
| 156 | sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalar." dedi. |
| |
| 157 | Derken onu vurdular, fakat pişman oldular; |
| |
| 158 | çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda (alıncak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi. |
| |
| 159 | Ve şüphesiz Rabbin gerçekten, O, çok güçlü ve çok merhametlidir. |
| |
| 160 | Lut kavmi de gönderilen peygamberleri yalanladı. |
| |
| 161 | Kardeşleri Lut o zaman onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? |
| |
| 162 | Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. |
| |
| 163 | Gelin Allah'tan korkunda bana itaat edin. |
| |
| 164 | Buna karşı ben sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin Rabbine aittir. |
| |
| 165 | Sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz! |
| |
| 166 | "Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!" |
| |
| 167 | Onlar): "Ey Lut, and içeriz ki (bu uyarılardan) |
| |
| 168 | (Lut) dedi ki: "Doğrusu ben bu işinize kin güdenlerdenim |
| |
| 169 | Ey Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarının uğursuzluğundan kurtar! |
| |
| 170 | Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık. |
| |
| 171 | Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı. |
| |
| 172 | -Sonra geride kalanların hepsini yerle bir ettik. |
| |
| 173 | Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, ne kötü idi O uyarılanların yağmuru! |
| |
| 174 | Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır. |
| |
| 175 | Ve şüphesiz ki Allah'tan korkmaz mısınız? |
| |
| 176 | Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti. |
| |
| 177 | Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?" |
| |
| 178 | Haberiniz olsun, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. |
| |
| 179 | Gelin Allah'tan korkun ve bana itaat edin. |
| |
| 180 | Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım alemlerin Rabbine aittir. |
| |
| 181 | Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın. |
| |
| 182 | ve doğru terazi ile tartın! |
| |
| 183 | Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yeryüzünü ihtilalcilikle fesada vermeyin. |
| |
| 184 | O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Yaratıcıdan korkun!" |
| |
| 185 | -Dediler: "Sen muhakkak büyülenmişlerdensin. |
| |
| 186 | Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin! Doğrusu biz seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz. |
| |
| 187 | Üzerimize gökten bir parça düşürüver, eğer doğru söyleyenlerden isen." |
| |
| 188 | Şuayb): "Rabbim yaptıklarınızı daha iyi bilir." dedi. |
| |
| 189 | Hülasa onu yalanladılar, kendilerini de o gölge gününün azabı yakalayıverdi. ö cidden büyük bir günün azabı idi. |
| |
| 190 | Şüphesiz bunda (alınacak) bir ibret vardır; ama çoğu iman etmedi. |
| |
| 191 | Ve şüphesiz ki Rabbin, gerçekten O, çok güçlü ve çok merhametlidir. |
| |
| 192 | Ve gerçekten bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir. |
| |
| 193 | Onu Ruhu'l-Emin (Cebrail) indirdi. |
| |
| 194 | Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın, |
| |
| 195 | açık parlak bir Arapça ile. |
| |
| 196 | O, şüphesiz öncekilerin kitaplarında da var. |
| |
| 197 | Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil mi? |
| |
| 198 | Eğer onu Arapça bilmeyenlerin birine indirseydik de, |
| |
| 199 | O onlara okusaydı, yine iman etmeyeceklerdi. |
| |
| 200 | Biz onu suçluların kabine öyle sokmuşuzdur. |
| |
| 201 | Onlar acı azabı görecekleri zamana kadar ona iman etmezler |
| |
| 202 | o azap kendilerine ansızın hiç farkında olmadıkları bir anda gelecektir, |
| |
| 203 | (O zaman) diyecekler: "Acaba bize bir mühlet verilir mi?" |
| |
| 204 | Acaba azabımızın acele gelmesini mi istiyorlar? |
| |
| 205 | Gördün ya, onlara senelerce zevk ettirsek, |
| |
| 206 | onra kendilerine yapılan tehdit gelip çatsa, |
| |
| 207 | o yaşatıldıkları zevkin kendilerine hiç faydası olmayacaktır. |
| |
| 208 | Bununla birlikte Biz hangi memleketi helak ettikse, muhakkak onun uyarıcıları olmuştur. |
| |
| 209 | (Onlara) ihtar edilmiştir ve Biz haksızlık etmiş değilizdir. |
| |
| 210 | Ve bunu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmedi; |
| |
| 211 | bu onlara hem yaraşmaz, hem güçteri yetmez. |
| |
| 212 | Onlar (vahyi) işitmekten kesinlikle mahrum edilmişlerdir. |
| |
| 213 | Bundan dolayı sakın, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarma ki azap edileceklerden olmayasın. |
| |
| 214 | En yakın hısımlarını uyar. |
| |
| 215 | Ve sana uyan müminlere kanadını indir. |
| |
| 216 | Bunun üzerine sana isyan ederlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım." de. |
| |
| 217 | Ve O göçlü ve merhametli olana güvenip dayan |
| |
| 218 | O ki, (namaza) kalktığın vakit seni görüyor |
| |
| 219 | ve secde edenler arasında dolaşmanı da. |
| |
| 220 | Çünkü, herşeyi işiten, herşeyi bilen O'dur. |
| |
| 221 | Şeytanların kimin üzerine indiğini size haber vereyim mi? |
| |
| 222 | Günaha kendini kaptırmış herbir sahtekar üzerine inerler. |
| |
| 223 | Onlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu da yalan söylerler. |
| |
| 224 | Şairler (e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer. |
| |
| 225 | Görmüyor musun, bunlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar. |
| |
| 226 | Hem de yapmayacakları şeyleri söylerler. |
| |
| 227 | Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çokça zikredenler ve kendilerine haksızlık edildikten sonra öclerini alanlar müstesna. O haksızlık edenler hangi inkılaba münkalib olacaklarını (hangi akibete yuvarlanacaklarını) yarın bilecekler. |
| |